ANADOLU HABERLER - Moldova Anayasa Mahkemesi'nin aldığı kararla, Gagavuz Özerk Yeri'nin kendi Merkez Seçim Komisyonunu kurma ve seçimleri düzenleme yetkisi kaldırıldı. Kararla birlikte özerk yönetimin adalet, içişleri, bilgi ve güvenlik alanlarındaki bazı yetkileri de merkezi yönetime devredildi. Gagavuz Türklerinin 1994 yılında elde ettiği özerk statünün önemli ölçüde zayıfladığı yönündeki değerlendirmeler, hem bölgede hem de Türk dünyasında endişe oluşturdu.
Konuyla ilgili Anadolu Haberler'e değerlendirmelerde bulunan AGRT Yönetim Kurulu Başkanı ve RATEM Haysiyet Kurulu Üyesi Halef Bilgiç, yaşanan gelişmelerin sıradan bir idari düzenleme olarak görülemeyeceğini belirterek, Gagavuz Türklerinin tarihî ve kültürel haklarının korunmasının herkesin ortak sorumluluğu olduğunu söyledi.
Bilgiç, Gagavuz Türklerinin yıllardır hukuk temelinde sahip olduğu özerk kazanımların birer birer tartışmaya açılmasının kaygı verici olduğunu ifade ederek şunları söyledi:
"Gagavuz Türkleri, Türk dünyasının ayrılmaz bir parçasıdır. Bugün alınan kararlar sadece bir bölgenin idari yapısını değil, aynı zamanda soydaşlarımızın geleceğini de ilgilendiriyor. Bu gelişmeleri kayıtsızca izlemek doğru değildir."
Türkiye'nin tarih boyunca Gagavuz Türkleriyle güçlü kültürel bağlara sahip olduğuna dikkat çeken Bilgiç, uluslararası hukuk ve diyalog çerçevesinde daha etkin diplomatik girişimlerin yürütülmesi gerektiğini belirtti.
"Hakların daraltılması hiçbir zaman kalıcı çözüm üretmez. Gagavuz Türklerinin anayasal güvence altındaki haklarının korunması, hem Moldova'nın demokratik yapısı hem de bölgesel istikrar açısından önem taşımaktadır."
Son dönemde Türkiye'den bu konuda güçlü bir kamuoyu refleksi oluşmadığını da dile getiren Bilgiç, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Türk dünyasını ilgilendiren böylesine önemli bir konuda sessiz kalınması kamuoyunda haklı soru işaretleri oluşturuyor. Soydaşlarımızın hak ve hukukunu uluslararası platformlarda dile getirmek, tarihi sorumluluğumuzun bir gereğidir."
Halef Bilgiç, açıklamasının sonunda Gagavuz Türklerinin kimliğinin, dilinin ve özerk statüsünün korunmasının yalnızca bölgesel değil, aynı zamanda kültürel miras açısından da büyük önem taşıdığını belirterek, gelişmelerin yakından takip edilmesi çağrısında bulundu.