SİYASET
Giriş Tarihi : 09-01-2022 02:31   Güncelleme : 09-01-2022 02:31

Cevheri'nin Dedaşa Karşı Çözümü

Ak parti Şanlıurfa milletvekili Mehmet Ali Cevheri Şanlıurfa'da DEDAŞ probleminin çiftçiler tarafından çok ciddi manada hissedilmesi ve yaşanmasından dolayı çözümü GES, güneş enerji projesinde buldu.

Cevheri'nin Dedaşa Karşı Çözümü

Ak parti Şanlıurfa Milletvekili Mehmet Ali Cevheri Haber Şanlıurfa’ya GES, güneş enerji projesi ile ilgili özel açıklamalarda bulundu.

Cevheri yaptığı açıklamada; Gap’ın başkenti olan Şanlıurfa'da Bu yıl ciddi manada bir kuraklık yaşanmakta.

Çiftçilerimiz tohumlarını ektiler ama o tohumun filizlenebilmesi için malum ya yağmur olacak ya da sulama yapmanız gerekiyor.

Bu sene Türkiye çapında da rahmetin az olmasından dolayı barajlarda da çok ciddi manada bir eksiklik var.

Tohumların filizlenmesi adına su bırakıldı

Atatürk Baraj Gölü'ne bir milyon metreküplük bir azalma söz konusu. Devlet Su İşleri suyu ihtiyatlı kullanmak adına Kısıtlamaya gitti.

Ancak Harran, Akçakale, Ceylanpınar, Viranşehir, Suruç Ovaları'nda çok ciddi manada pamuk ekimi yapılıyor. Pamuk Ekimi Nisan ayı içerisinde gerçekleştiriliyor. Eğer şu anda suyu bırakmış olsalardı Nisan ayı içerisinde suyu bırakmaları zor olacaktı.

Rahmetin gelmemesi, yağmurun yağmaması kuraklık şiddetini arttırınca Sayın Tarım Bakanımız Bekir Pakdemirli nezdinde Devlet Su İşleri Genel Müdürü ,bakan yardımcımız Ali Tunç Bey ,bölge müdürü ben ve arkadaşlarımız girişimlerde bulunduk çok şükür hiç olmazsa ekilen tohumların filizlenmesi adına su bırakıldı.

Bundan dolayı da gerek bakanımıza Devlet Su İşleri Genel Müdürü ve bütün çalışanlarına ben çok teşekkür ediyorum.

Son yıllarda ciddi manada bir iklim değişikliğinin meydana gelmesi özellikle atmosferdeki delik, düzensiz yağışlar hem afetlere sebep olabilmekte hem de kuraklık olabilmektedir.

Örneğin geçen sene Urfa, tam Mart, Nisan, Mayıs ayları rahmet yağarsa ürünler çok iyi olur.

Nisan yağmurları, Urfa'da ürünler için çok önemli

Özellikle Nisan yağmurları, Urfa'da ürünler için çok önemli. Nisan ayında yağmurun yağmaması sulama yapmayan ve kurak olarak tahıl ekimi yapan bizim gibi çiftçilere çok ciddi manada bir sıkıntı yaşandı.

Diğer Urfa dışındaki bölgelerde de meydana geldi.

Mesela bizler aile olarak bin dönüm mercimek ekmiştik.

Dönüm başından aldığımız ürün miktarı otuz kilo. Masrafı kuraklık bizde yüzde doksan seviyesinde gerçekleşmişti. Tabii gerek enerji fiyatlarının yüksekliği ve gerekse Şanlıurfa'da DEDAŞ probleminin çiftçiler tarafından çok ciddi manada hissedilmesi ve yaşanması. Düzensiz yağış iklim değişikliklerine çözüm olarak üç ilde üzerinde çalıştığımız GES, güneş enerji projesini hayata geçirilmesi.

GES, güneş enerji projesi

Buna yönelik çok farklı projeler üzerinde çalışmalarımızı yürütmekteyiz.

Birincisi Atatürk Baraj Gölü üzerinde bin megavatlık bu güneş enerji sisteminin kurulması.

Bununla ilgili Çin ve Alman firmalarıyla temas halindeyiz. Daha önceden iki defa Almanya'dan firma geldi.

Sayın Bakanımızla görüştürdük ve Bekir Pakdemirli bakanımızla, bakan yardımcısı Fatih Metin Bey'le Halil Tunç Bey'le yine Enerji Bakanımız Abdullah Tancan Bey'le görüştürdük. Devlet Su İşleri Genel Müdürümüz Mevlüt Bey'le görüştürdük.

 Bu projenin en önemli özelliği devlet modeli olması.

Ve Atatürk Barajı üzerinde kurulduğu için en az bir arazi işgali söz konusu değil.

Çünkü Burada on altı bin dönümlük bir arazi üzerinden kurulacak. Çok geniş bir arazi üzerine kurulacağı için hem arazi işgali söz konusu değil.

Hem Atatürk Barajı yolu üzerinde kurulacağı için buharlaşmayı önlüyor. Artı firma buna yönelik olarak da kiralama verecektir.

Devlet Su İşleri'ne veya sulama birliklerine bunun hayata geçirilebilmesi bölge açısından çok önemli.

Şimdi Atatürk Baraj Gölü'nün işte enerji üretim miktarı günlük işte iki bin dört yüz megavat.

Ama biz asgari bir megavatlık bir güneş enerji sistemi kuracağımız için adeta yarı bir Atatürk barajı kurulmuş olacak.

Ve maliyetimize çıkmacı yapmışsa devlet malı olacak. Firma ürettiği enerjiyi satarak bunu amorti etmeye çalışacak.

Bu  bölge açısından çok önemli. Bir diğer husus bizim üzerinde hassasiyetle durduğumuz sulama birliklerinin GES kurabilmeleri, kendi güneş enerji sistemlerini kurabilmeleri. Malum sulama birlikleri ticari faaliyet gösteremiyorlar.

Ama  onların en önemli girdisi enerji. Enerji kimden tedarik ediliyor?

Dağıtıcı firma olan dedaştan. Zaman zaman bununla ilgili problemler yaşanıyor.

Dedaş tahsilat yapmak istiyor.

 Sulama birlikleri destekleme zamanında ödemelerini yapmak durumundadırlar.

Sürekli siz çiftçiden desteklemenin olmadığı veya ürünlerin satılamadığı dönemde hâsılat yapamıyorsunuz.

Bundan dolayı zaman zaman sorunlar meydana geliyor ve biz ve arkadaşlarımız sürekli Dedaş ve Sulama Birlikleri çiftçi arasında aracı olmaya çalışıyoruz.

Sorunu çözmeye çalışıyoruz.

Bize açtığında sayın bakana durumu arz ediyoruz. Bakan devreye gidiyor.

Ve bugün yılda bir kaç defa olaylar meydana geliyor. Bizim köklü çözüm olarak gördüğümüz en önemli husus çiftçinin bireysel olarak kendi GES sini kurması bununla ilgili biz çalışmalarımızı yürütüyoruz.

En son TBMM’si başkanımız İsmet Yılmaz Bey'le de biz çarşamba günü görüştük, kendisine de durumu anlattık.

Hatta bir kamu teklifi üzerinde de biz çalışıyoruz.

Şu anda kamu teklifi hazırlıklarını yapıyoruz. Grup başkanımıza bunu arz edeceğiz ve grup başkanımıza da bunu meclise getirmeye çalışacak.

Hem sulama birliklerinin GES kurabilmesi hususunda. Artı özellikle Atatürk Baraj Gölü üzerindeki gerçekle ilgili daha önceden Sayın Cumhurbaşkanımıza biz dosyayı arz etmiştik.

Bu sefer Genel başkan vekilimiz Sayın Binali Yıldırım'a da biz tebliğ ettik.

Grup başkanımıza da aynı dosyayı tebliğ edeceğiz.

Buradaki bir çalışmalarımızı yürütüyoruz.

Yani Atatürk Baraj Gölü üzerindeki proje Şanlıurfa için hayati bir önem arz ediyor.

Şimdi Şanlıurfa'ya baktığımızda tarımın başkenti ve daha Türkiye'nin tahıl deposu konumundadırlar.

On dört milyon dekar arazisi var.

 Bunun on milyon dekar arıcısı sulanabilir durumda.

Tabii proje kapsamında sekiz milyon dekarlık bir sulama projesi söz konusu.

 Şu ana kadar DSİ'nin hizmete sunduğu üç milyon kırk bin dekar. Üç milyon kırk bin dekar. Ama gerek çiftçilerin ve diğer şeylerden Ceylanpınar TİGEM'i de buna kattığımızda ve çiftçilerin kendi imkânlarıyla yapmış olduğu sulamayla bu şu anda yaklaşık olarak Dört milyon dekar gibi bir seviyede.

Ama projesi devam eden çalışmalar var ve inşaatı bitip henüz sulamaya açılmayan bölgeler var.

Bunlar da ilave ettiğimizde dört milyon sekiz yüz bin dekar araziye tekabül ediyor.

Ancak henüz bizim sulamaya açmamız gereken Şanlıurfa'da üç milyon iki yüz bin dekar arazi var.

Yani biz Şanlıurfa'da Karakipli bölgesinden ta Cizre'ye kadar devam eden iki yüz yirmi kilometre uzunluğunda bizim elli metre genişliğinde adeta bir Kızılırmak Nehri'nin debisi kadar suyu akıtan kanalı yapmışız.

Ama bu kanaldan akan suları tarla içine akıtacak. Adeta kılcal damarlar gibi kanalları henüz bitirememişiz.

Bunun muhakkak bir an önce bitirilmesi gerekiyor.

Bu son dönemde özellikle gıda güvenliğinin ve tahılın çok önem kazandığı ve pandemiyle de bu önemin daha da arttı bir süreçte.

GAP projesinin bitirilmesi hem bölge açısından hem darp bölgeleri açısından ve hem de Türkiye açısından çok önemlidir.

Bu pandemi döneminde özellikle dünya üzerindeki tahıl üretimine baktığımızda örneğin iki bin yirmi bir yılı içerisinde dünyada otuz milyon ton fazla buğday üretilmiş olmasına rağmen dünyada buğday fiyatları arttı.

Sebep? Çin'in bu atmosferdeki gelişmeyi takip eden ve pandeminin ekonomi üzerindeki baskılarını görerek belki kendi üretim potansiyeline göre ki çok ciddi manada bir stoklamaya doğru gitmesidir.

Ürün satın almasıdır.

Her türlü ürüne her türlü şey stok yapıyor ve satın alıyor.

Bundan dolayı bizim de tedbirli olmamız gerekiyor.

Önümüzdeki süreç içerisinde eğer tedbir almazsak mesela iki bin yirmi bir yılı bizim buğday üretimimiz on sekiz milyon tondu.

 Oysa bizim ihtiyacımız Türkiye'nin yıllık tükettiği yirmi milyon ton civarında. Ve bu yıl Suriye'den de biz ürün alamadık.

 Geçen sene hem Suriye'deki çiftçilerin ürünlerini değerlendirmek. adına satın alabiliriz çünkü orada malum hükümet yok.

 Çiftçi ürettiğini satamıyor.

Türkiye buğday, arpa, pamuk noktasında orada çok ciddi manada üretilen ürüne satın alarak oradaki çiftçilere ciddi manada bir destek sağladı.

 Hem kendi ihtiyacımızı karşıladık hem de Suriyeli çiftçinin ihtiyacını destekledik.

Ancak bu yıl orada da bu yıl kuraklık olmasından dolayı buğday ve arpa satın alınamadı.

Bizim bunu şu anda stoklarımız yeterli. Stoklarımızdan gerekli ihtiyaçlar karşılanıyor.

Ama önümüzdeki süreç içerisinde kuraklığın yaşanması durumunda sulu tarım çok daha önem kazanıyor. Muhakkak bizim arazilerimizi su tarıma açmamız gerekiyor.

Bunun üzerinde çalışma yapıyoruz.

Diğer bir husus, sulu tarımın yapılamadığı kesimlerde ise bizim pompa sulamayla yani cazibeli sulama yoksa pompa sulamayı teşvik etmemiz gerekiyor.

 Gerçi burada da en büyük problem  enerji fiyatlarının artması.

Çünkü siz yüksek mevkilere su çıkarıp alanlara dağıtmak durumundasınız.

Bu da ciddi manada bir elektrik sarfiyatına sebep oluyor.
Bizler şahsen mesela kendi bölgemizde tahıl üretiminden çekilip bahçecilik üretimine geçmek durumunda kalıyoruz.

Çünkü  yağmurun en ihtiyaçlı olduğu, suyun en ihtiyaçlı olduğu dönemde yağmur yağmamakta.

Bizde sulama projesi de söz konusu değil.

Bundan dolayı da biz tanrı üretiminden çekiliyoruz. Bu da büyük bir yarın öbür gün düşünün büyük bir kitlenin böyle bir tarım üretiminden bahçecilik üretimine geçmesi ihtiyaçlarımızı çok daha fazla arttıracaktır.

Baktığımızda sadece bir Şanlıurfa değil işte Konya ‘dada çok ciddi manada bir kuraklık yaşanıyor.

 Efendim İç Anadolu Bölgesi'nde kuraklık yaşanıyor.

Şanlıurfa'da kuraklık yaşanıyor.

Güneydoğu Anadolu Bölgesi ciddi bu noktada kuraklık yaşanıyor.
Bunun tedbirini şimdiden alıp GAP'ın hayata geçirilmesi gerekiyor.
Zaten baktığımızda bütün GAP bünyesinde on sekiz milyon iki yüz bin dekar arazinin sulanması gerekiyor.

Bunu da sulanan araziler içerisinde Şanlıurfa önemli bir paya sahip. Ancak bütün GAP’ın gerçekleşme oranı yüzde otuz ikiler seviyesinde. Maalesef arzu ettiğimiz seviyelerde değiliz.

Bu ulusal bir proje değil.

Artık GAP bir uluslararası projedir.

Bunun zaten bizim hükümetimiz ve devletimiz bunun bilincinde ve idrakinde AK Parti döneminde de çok ciddi manada yatırımlar yapıldı.

Ama bu yatırımlar muhakkak devam edilmesi gerekiyor. Sadece bir bölge projesi olarak bakmamak gerekiyor.

Ulusal ve uluslararası bir proje olarak değerlendirip bizim buna el atmamız gerekiyor.

Aksi takdirde önümüzdeki süreç içerisinde insanın yaşayabilmesi için hayvancılığın gelişebilmesi için bugün mısır ve arpa hayvancılık noktasında çok önemli.

Pamuk mesela insan yaşamları, tekstil atışından çok yine buğday insan yaşamı açısından çok önemli.

Bu ürünlerin muhakkak miktarının arttırılması gerekiyor.

Bunun da en önemli potansiyeli Güneydoğu Anadolu Bölgesi ve özellikle Şanlıurfa'dır.

Düşünün Dicle ve Fırat nehirleri Türkiye su havzalarının yaklaşık yüzde on sekizin yirmi sekizini teşkil ediyor.

Bunun yüzde on yedisi Fırat, yüzde on biriyse Dicle havzası.

 Dünyanın en bereketli toprakları var. Efendim Türkiye, su havzalarının yüzde yirmi sekizi bu bölgede bunu değerlendirmemek gelecek açısından, ülkemiz açısından onarılmaz, yaralara sebep olabilir.

Muhakkak bunun ciddi manada önümüzdeki süreç içerisinde kaynak oluşturup bitirilmesi gerekiyor.
 

Salih DarıcıSalih Darıcı