Akçakale Sınır Kapısı’nın pasaportlu giriş-çıkışlara yeniden açılması, Şanlıurfa için sadece bir sınır hareketliliği değildir. Bu gelişme, yıllardır bekleyen ticari hafızanın yeniden canlanmasıdır.
AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Prof. Dr. Abdürrahim Dusak’ın bu konuda yaptığı değerlendirmeyi bu yüzden önemli buluyorum. Çünkü meseleye yalnızca bugünün geçişi olarak değil, Şanlıurfa’nın yarınki konumu üzerinden bakıyor. Bu bakış kıymetlidir.Şanlıurfa, haritada sınırda duran bir şehir gibi görünür; fakat tarih boyunca sınırda değil, geçiş yollarının tam kalbinde duran bir merkez olmuştur. Halep’le, Rakka’yla, Deyrizor’la, Haseke’yle kurulan bağ yalnızca akrabalık ya da kültür bağı değildir. Bu hat aynı zamanda ticaretin, tarımın, enerjinin ve lojistiğin doğal güzergâhıdır.
Bugün dünya eski alışkanlıklarla yönetilmiyor. Ticaret yolları yeniden çiziliyor. Enerji hatları yeniden konuşuluyor. Ülkeler güvenli, hızlı ve alternatif koridorlar arıyor. Böyle bir zamanda Şanlıurfa’nın kenarda beklemesi düşünülemez.
Prof. Dr. Abdürrahim Dusak’ın Akçakale, Karkamış, demir yolu hatları, Hicaz ve Bağdat demiryolu vurgusu bu nedenle sıradan bir siyasi açıklama değildir. Bu, Urfa’nın geçmişteki ticaret hafızasını geleceğin ekonomik aklıyla buluşturma çağrısıdır.
Urfa’nın toprağı bereketlidir, insanı gençtir, üretim kabiliyeti güçlüdür. Fakat bunların tamamı ancak doğru bağlantılarla değere dönüşür. Yol yoksa ürün içeride kalır. Lojistik yoksa sanayi büyümez. Dış ticaret aklı yoksa sınır kapısı sadece geçiş noktası olur.
Şimdi yapılması gereken, Akçakale’nin açılmasını bir tabeladan ibaret görmemektir. Şanlıurfa; OSB’leriyle, ticaret odalarıyla, belediyeleriyle, milletvekilleriyle, iş insanlarıyla ve sivil toplumuyla aynı hedefe bakmalıdır. Her kurum ayrı ayrı konuşursa ses dağılır. Urfa birlikte yürürse yol açılır.Suriye’nin yeniden inşa süreci, bölgede yeni bir ekonomik sayfa açacaktır. Bu sayfada Şanlıurfa seyirci kalamaz. İnşaat malzemesinden gıdaya, tarımdan lojistiğe, enerjiden dış ticarete kadar Urfa’nın bu hatta söyleyecek sözü, satacak ürünü, kuracak masası vardır.
Bu şehir artık sadece potansiyelinden bahsedilen bir şehir olmamalı. Potansiyel, kullanılmadığı zaman güzel bir cümleden ibaret kalır. Urfa’nın ihtiyacı güzel cümle değil; plan, takip, cesaret ve ortak iradedir.
Akçakale’de açılan kapı, bize şunu hatırlatıyor:
Urfa’nın kaderi beklemekle değil, yolu okuyup zamanında yürümekle değişir.
Bugün yapılacak doğru hamleler, yarının ticaret haritasında Şanlıurfa’nın yerini belirleyecektir. Prof. Dr. Abdürrahim Dusak’ın çağrısı da bu açıdan değerlidir. Çünkü bu çağrı, sadece bir kapının açılmasını değil; Urfa’nın ufkunun genişlemesini işaret ediyor.Şanlıurfa, Türkiye’nin güneye bakan yüzüdür.
Bu yüz artık daha güçlü, daha hazırlıklı ve daha iddialı görünmelidir.
Abdullah Cengiz