Bazı şehirler vardır;
sadece bir yer değildir.
Onlar, bir milletin hafızasıdır.
Onlar, susarak değil durarak konuşur.
Ve bazı anlar vardır ki;
bir şehrin karakteri tek bir cümlede ortaya çıkar.
Şanlıurfa için o cümle işte buydu:
“24 saat içinde Urfa’yı terk edin.”
Tarih, bazen uzun anlatılarla değil; tek bir cümleyle yazılır.
O cümle, bir milletin karakterini ortaya koyar.
Şanlıurfa’nın kaderini belirleyen o söz, sıradan bir çıkış değildi.
Bu, işgal altındaki bir şehrin boyun eğmeyeceğinin ilanıydı.
Şanlıurfa o gün yalnızdı.
Devlet zayıf, ordu dağılmış, imkânlar sınırlıydı.
Ama bir şey dimdik ayaktaydı:
İrade.
Urfa halkı beklemedi.
Kimsenin gelip kendisini kurtarmasını ummadı.
Kendi kaderine sahip çıktı.
Bu yüzden o cümle kuruldu.
Bu yüzden o meydan okuma yapıldı.
“24 saat içinde terk edin…”
Bu, sadece bir tehdit değil;
bir kararlılık ilanıydı.
Çünkü mesele toprak değildi sadece.
Mesele, bir şehrin onuruydu.
Ve Urfa, onurunu pazarlık konusu yapmadı.
Kendi içinden çıkan iradeyle,
kendi gücüne dayanarak,
kendi mücadelesini verdi.
Bugün dönüp baktığımızda,
o gün atılan adımın ne kadar büyük olduğunu daha iyi anlıyoruz.
Bu sadece bir kurtuluş değil;
bir duruştu.
Bir şehir,
“Ya özgür yaşarım ya da yok olurum” dedi.
Ve kazandı.
Aradan geçen yıllar, o günü sadece bir hatıra yapmadı.
Tam tersine, bir karaktere dönüştürdü.
Bugün Şanlıurfa sokaklarında yürüyen herkes,
belki farkında olmadan o karakteri taşır.
Çünkü bu şehir,
teslimiyeti değil direnişi miras aldı.
Bir milletin büyüklüğü, sahip olduğu imkânlarla değil;
zor zamanda gösterdiği tavırla ölçülür.
Şanlıurfa, o tavrı göstermiştir.
Ve bu yüzden o gün söylenen söz,
sadece 24 saati değil,
yüz yılı aşan bir onuru temsil eder.
Bugün bizler o günleri sadece okumuyoruz;
aslında o günlerin mirasıyla yaşıyoruz.
Bir şehir, şartlar ne olursa olsun diz çökmediyse,
bu sadece geçmişin hikâyesi değildir.
Bu, geleceğe bırakılmış bir karakterdir.
Şanlıurfa’nın direnişi bize şunu öğretir:
İmkânlar tükenebilir…
Destek gecikebilir…
Ama irade varsa, hiçbir şehir düşmez.
Ve o gün söylenen söz,
bugün hâlâ kulaklarımızda aynı kararlılıkla yankılanıyor:
Bu topraklarda özgürlük bir tercih değil, bir kimliktir.
Abdullah Cengiz
Başta dedem 12’lerin reis’i Hacı Mustafa Hacıkamiloğlu olmak üzere,
bu toprakların özgürlüğü için mücadele eden tüm silah arkadaşlarına,
isimsiz kahramanlara ve bu onuru bize miras bırakan herkese
minnet ve şükranla…