Merhaba sevgili okurlarım... Bugün, geçmişin tozlu raflarına birlikte bir göz atalım istiyorum. Tarih boyunca bu dünyadan pek çok insan gelip geçti; padişahlar, krallar, firavunlar, zenginler ve fakirler. Hayat şartları yaşarken asla eşit olmayan bu insanlar, öldüklerinde eşitlendiler mi? Peki, şimdi hangisi kaldı bu dünyada? Ne ile anılıyorlar? Para, pul, şan, şöhret mi? Hayır, yalnızca isimleri ve yaşantıları ile geride bıraktıkları iyilik ya da kötülükleri ile anılıyorlar.
Sevgili okurlar, buradan çıkarmamız gereken ders, kendimize almamız gereken pay şu ki; dünya malı dünyada kalır. Zengin olan böbürlenmesin, fakir olan hayat hiç adil değil diye dövünmesin. Kral da olsan, padişah da olsan toprağın altına girerken giyeceğin elbise kefen, yanına alacağın şey ise amellerin. Dünyada bırakacağın tek şey ise yaşantın. Nasıl yaşadıysan öyle anılacaksın.
Burada asıl mesele, keseni ne ile doldurduğun... İyilik mi, kötülük mü? Dönüp baktığımızda kendi geçmişimize, tozlu raflarımızda neler var? Kesemizi ne ile doldurduk? Kendinize bir kese seçin ve bu kesenin adını 'iyilik kesesi' koyun. Siz iyilikleri yapıp o keseye attıkça keseniz daha da büyüsün, yapacağınız iyiliklere daha çok yer açılsın. Ama siz siz olun, yaptığınız iyilikleri başa kalkmayın. Aksi halde iyilik torbanızın altı delinip yaptığınız iyilikler boşa gitmesin. O yüzden biz biz iken, ruh bedende iken bu dünyada iyi olmaya gayret edelim. Evet, sevgili okurlar, edelim ki bizim için yeni hayatın başlangıcı, aslında esas hayatımız olan ahiret hayatımızda güzelliklerle karşılaşalım.
Geçmişin tozlu raflarında gezindiğimizde, birçok büyük insanın geride bıraktığı izlere bakarız. İbn Sina'nın tıptaki yenilikleri, Mevlana'nın hoşgörüsü, Yunus Emre'nin insan sevgisi... Bu insanlar, sadece yaptıkları işlerle değil, yaşam tarzları ve insanlara yaklaşımları ile de tarihe kazındılar. Bugün onları saygı ile anıyoruz, çünkü iyilik dolu keseleriyle ölümsüzleştiler.
Bize düşen ise kendi yaşamımızda bu örneklerden ilham alarak iyilik dolu bir kese biriktirmektir. Her gün bir iyilik yapmak, bir insana yardım eli uzatmak, bir gülümseme ile karşımızdakinin gününü aydınlatmak... Bunlar küçük gibi görünebilir, ancak birikirler ve bir gün koca bir iyilik torbasına dönüşürler.
Unutmayalım ki dünya malı dünyada kalır, zenginlik ve şöhret bir gün sona erer. Ancak bıraktığımız iyilikler, insanların kalplerinde ve hafızalarında sonsuza kadar yaşar. Bir gün biz de bu dünyadan göçüp gittiğimizde, ardımızdan sadece yaptığımız iyilikler konuşulacak.
Sevgili okurlarım, dünyaya iyilik dolu izler bırakmak dileğiyle... Hepinizin kalbinin iyiliklerle dolmasını ve her birinizin kendi iyilik kesesini doldurmasını temenni ediyorum. Geçmiş tarihlerde isim olarak kaldığımızda iyi anılmak dileğiyle... Sağlıcakla kalın, sevgiyle kalın.
İyilik Kesemizi Dolduralım
Geçmişin tozlu raflarında neler buluruz? Tarihin sayfaları arasında kaybolmuş hikayeler, insanların iz bıraktığı anılar... Geçmişe baktığımızda, bizi biz yapan, bizi bugüne getiren iyilik ve kötülüklerimizi görürüz. Yaşamın telaşı içinde, her gün biriktirdiğimiz iyiliklerle dolu bir kesemiz olsun. Geçmişin izlerini silmek değil, onları daha anlamlı kılmak için, yaşantımızı iyiliklerle süsleyelim. Gelecek nesiller, bizim iyilik kesemizde biriken bu güzelliklerle hatırlayacaklar bizi.
Her sabah uyandığınızda, bugünü bir iyilikle taçlandırın. İyilik yapmak, kalbinizde bir ışık yakmak gibidir. O ışık, sizin ve çevrenizin karanlıklarını aydınlatacaktır. Bu yüzden, kesenizi iyiliklerle doldurun ve yaşamın her anında bu iyiliklerin izlerini bırakın.
Geleceğe umutla bakmak ve geçmişte bıraktığımız izlerle gurur duymak dileğiyle... Sağlıcakla kalın.