Bir nüansı belirtmek istiyorum.
Emeklerim yanıyor!
En az eklemlerim kadar.

Acaba
  ben yansam
    daha mı iyiydi?

Radyoda bir bozlak…
Ve ben, bir çocuğun zifiri bir gecede
Gökyüzünün gözlerini izleyişi gibi
temaşayla meşgulüm içimdeki suretinle.

Bir fotoğraf çekmek istiyorum,
Güneşin en sarımtırak deminde…
Çok şey anlatabilecek bir fotoğraf.

Demsiz bir çaydanlık gibi fokurduyorum.
Küfredercesine ağzımdan kaçıyor mısralar!

İşitiyor musun?
İşitiyor musun o rüzgârları ki
Deli doludur, yüklüdür ve yoksuldur
tam da sabrım kadar…

Bir dil öğrenmek istiyorum.
Öyle bir dil ki;
Kimsenin duyup bilmediği…
Kelimeleri en güzide şiirlerin yazıldığı
kağıtlardan kuşlar gibi,
başka bir muhite, başka bir dergâha,
başka bir şehre açılan kapılar gibi.

Ne oldu? Affetmeyecek misin beni?
Saçacak mısın gözyaşlarından derdiğin
isyan tomurcuklarını göğsüme?

Belki de bildiğin âşıklar gibi değilim, kabul…
Lâkin sen de hep o şarkıdaki mâşuk musun?

Bilmem ki neler söylüyor dilin,
    neler özlüyor usun…

İstiyorum; hiçi ve şeyi anlamak!
Manasını lügatten öğrendiğim hisleri
ömrümde bir kez olsun hissetmek istiyorum.

Varsın, okumasın kimse…
Varsın çalınmasın bir gün olsun kapım…
Varsın ne göğe çıkarsınlar
ne tefe koysunlar beni…

Yazmak istiyorum.
Okumak, bilmek, düşünmek, hissetmek, yazmak:
  Seni, beni,
  Yeni doğmuş bebekleri ve gelincikleri…

Muhammet Baran ASLAN (Baranî)