Bazı yerler vardır…
İnsan kendini en güvende hissetmesi gerekir.

Okul gibi…

Ama Siverek’te o gün,
bir okul…
korkunun adresi oldu.

Bir genç düşün…
Henüz hayatın başında.

Ama elinde kalem yok.
Silah var.

Bu sadece bir suç değil.
Bu, bir sistemin kırıldığı noktadır.

Siverek’te yaşanan olay bize bir gerçeği acı şekilde gösterdi:

Biz hâlâ sonucu konuşuyoruz.
Ama sebeplerin üstünü örtüyoruz.

Oysa gerçek çok daha derinde.

Bir çocuk ne yaşar da
bir gün bir okula silahla gelir?

Bu soru rahatsız edici.
Ama bu sorudan kaçarsak,
yarın aynı acıyı tekrar yaşarız.

En sarsıcı gerçek şuydu:

İşaretler vardı.
Sinyaller vardı.

Ama kimse duymadı.
Ya da duymak istemedi.

Bu sadece bireysel bir patlama değil,
görmezden gelinen bir sürecin sonucudur.

Bugün konuşmamız gereken sadece saldırı değil:

Gençlerin iç dünyası neden bu kadar karanlık?
Aileler gerçekten çocuklarını tanıyor mu?
Okullar sadece eğitim mi veriyor, yoksa çocukları kaybediyor mu?
Sosyal medya gençleri yönlendiriyor mu, yoksa sürüklüyor mu?

Bu soruların hiçbirini sormadan,
hiçbir şeyi çözemeyiz.

Çünkü mesele sadece Siverek değil.

Bu ülkenin meselesi.

Ve belki de en acı gerçek şu:

Biz çocukları kaybetmiyoruz…
biz onları görmezden gelerek itiyoruz.

Bugün bir okulda silah patladı.

Yarın nerede patlayacağını bilmiyoruz.

Ama bildiğimiz bir şey var:

Eğer bu gidişatı konuşmazsak,
sadece izlemeye devam ederiz.

SON SÖZ

Bir okul düşün…
Kapısından bilgi girer, umut çıkar.

Ama o gün…

korku girdi
sessizlik kaldı

Ve geriye şu soru kaldı:

Gerçekten güvende miyiz?


Bu…