“Kalem Eğilmez”
Bazı meslekler vardır…
Sadece iş değildir.
Bir duruştur.
Bir sorumluluktur.
Bazen de yalnız kalmayı göze almaktır.
Köşe yazarlığı gibi…
18 Nisan…
Köşe Yazarları Günü.
Ama bu gün, sadece kutlama günü değildir.
Bu gün, kalemin neden var olduğunu hatırlama günüdür.
Kalem…
Mürekkep değildir sadece.
Kalem;
gerçeğin dili,
toplumun aynasıdır.
Yanlışı görüp susan değil,
yanlışı yazıp bedel ödeyendir.
Bugün herkes yazıyor.
Ama herkes “yazar” değil.
Çünkü yazmak kolaydır…
Ama doğruyu yazmak cesaret ister.
Hele ki doğru, birilerini rahatsız ediyorsa…
İşte orada kalem sınanır.
Eskiden…
Gazeteler vardı.
Sözün ağırlığı vardı.
Bir köşe yazısı, memleket gündemini değiştirirdi.
Kalem, satılık değildi.
Yazar, kimsenin arka bahçesi değildi.
Bugün?
Herkes konuşuyor.
Ama çok az kişi hakikati söylüyor.
Sosyal medya kalabalık…
Ama fikirler yüzeysel.
Takipçi var,
ama duruş yok.
Beğeni var,
ama sorumluluk yok.
Köşe yazarı olmak…
her gün yazı yazmak değildir.
Köşe yazarı olmak;
yanlışın karşısında durabilmektir.
Kimi zaman yalnız kalmayı,
kimi zaman hedef olmayı göze almaktır.
Gerçek köşe yazarı…
Güce göre yazmaz
Rüzgâra göre yön değiştirmez
Alkış için kalem oynatmaz
O…
doğru neyse onu yazar.
Çünkü bilir ki…
Bir toplumun sustuğu yerde,
yazar konuşmak zorundadır.
Ama bugün en büyük tehlike şudur:
Kalemin değeri düşerse,
toplumun gerçeği de kaybolur.
Yazar susarsa,
yanlış büyür.
Bu yüzden köşe yazarlığı…
sadece bir meslek değildir.
Bu, bir mücadeledir.
GERÇEK SORU
Bugün kendimize sormalıyız:
Yazıyor muyuz…
yoksa sadece konuşuyor muyuz?
Gerçeği mi yazıyoruz…
yoksa hoşumuza gideni mi?
SON SÖZ
Kalem…
satılmaz.
Kalem…
susmaz.
Kalem…
eğilmez.
18 Nisan Köşe Yazarları Günü…
Gerçeğin peşinden giden,
bedel ödemekten korkmayan tüm kalemlere kutlu olsun.